İstanbul’un ıssız adası… Görünüşü ile adeta film setini andırıyor

İstanbul'un ıssız adası... Görünüşü ile adeta film setini andırıyor
İstanbul'un ıssız adası... Görünüşü ile adeta film setini andırıyor

Karadeniz kıyıları, Elmasburnu açıklarında yer alan ada, adeta bir film setini andırıyor.


Görünümü ile kendine hayran bırakan, Riva Eşek Adası olarak anılan ada, pek çok kişi tarafından hala bilinmiyor.


Issız bir görünümü olan adada şu an için martılar ve karabataklar bulunuyor. Ada ise drone ile havadan görüntülendi. Görüntülerde etrafı kayalıklarla çevrili olan adanın zemin kısmının oldukça bozuk olduğu görüldü.


İstanbul’da tıpkı Riva Eşek Adası gibi pek fazla bilinmeyen bir ada daha bulunuyor. Bostancı Çöken Ada ve Höreke adlarıyla bilinen ve iki adacıktan oluşan Vordonisi (Vordonos) adası.


Vordonisi Manastırı’nın yapım hikâyesi oldukça ilginç. Photios, kendi halinde bir manastır keşişiyken, erkek kardeşi Sergios’un İmparatoriçe Theodora’nın kız kardeşiyle evlenmesi üzerine, önce saraya gelmiş, burada kendisine çeşitli görevler verilmiş nihayet Rum Patriği Ignatios’un görevinden azledilmesi üzerine Ortodoks Rum Kilisesi Patriği olmuş.


Eski Patrik Ignatios da, günümüzde Küçükyalı’nın bulunduğu bölgedeki bir manastıra sürgüne gönderilmiş. Devrik Patrik Ignatios ise Küçükyalı’da Bryas Sarayı’nın kalıntısı üzerine çok güzel bir manastır yaptırmış, bu manastıra Satyros (Satiros) Manastırı adı verilmiş.


Bir süre sonra olaylar gelişmiş ve her şey tersine dönmüş. Bu kez Patrik Photios görevden alınarak Vordonisi Adası’na sürgüne gönderilmiş, yerine de devrik Patrik Ignatios yeni Patrik olmuş. Anlatılanlara göre Ignatios ölünce, Photios yeniden Patrik olmuş; 11 yıl kadar Patriklik yaptıktan sonra 867’de tekrar azledilmiş ve ömrünün son yıllarını Vordonisi Adası’ndaki manastırında geçirmiş.


İşte ilginç adanın oluşumu da bundan sonra başlar
Bizans İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da, Temmuz 1010’da tarihinin en büyük depremlerinden biri olur ve Vordonisi adası da bu depremde sular altında kalır. Ve adanın sakinleriyle birlikte sulara gömülmesi, diğer adalarda yaşayanların deprem korkusunun artmasına sebep oldu. Ancak yakın zamanda yapılan bilimsel araştırmalar gösteriyor ki, diğer adalar için böyle bir risk ön görülmüyor. Çünkü tüm adalar granit kayalıklar üzerinde yer alıyor.


Ancak İstanbul’un kayıp adası Vordonisi alüvyon bir tabakada oluştuğu için diğer adalardan jeolojik olarak farklıydı. Vordonisi’nin keşfedilmesi en az geçmişi kadar ilginç. Çünkü bu kayıp adayı eski bir harita ortaya çıkardı. Nesilden nesle aktarılsa da zamanla bir şehir efsanesine dönüşen Vordonisi, Fener Rum Patrikhanesi’nin MS 500 tarihli İstanbul haritasının tekrar incelenmesi sonucunda yeniden fark edildi.


Haritada İstanbul’a en yakın ve en küçük adanın neresi olduğu sorgulandığında cevap yine Vordonisi oluyor. Kayıp adayı yakın tarihte ortaya çıkaran isimse Büyükadalı Dr. Akilla Millas. İtalya Salerno Üniversitesi Ortaçağ Latin Araştırmaları Bölümü Öğretim Üyesi Alessandra Ricciyse, Satyros Manastır’nı araştırırken manastırın ikizinin Vordonisi adasında olduğunu ortaya çıkardı.


Byras Sarayı, Satyros Manastırı ve Vordonisi gizemi
Günümüzde Küçükyalı, Çınar mahallesi semt camisinin ve muhtarlık binasının yanında bulunan yıkıntının 9. yüzyıldan kalma Satyros Manastırı veya Bryas Sarayı olduğu belirlendi.


İddialara göre, Satyros Manastırı’ndan deniz altına doğru giden uzun dehlizler (yer altı geçitleri) bulunuyor; bu geçitler iki manastırı birbirine bağlıyordu. Ancak bunlar kesin bilgiler değildi…


Çünkü o dönemin teknolojisiyle oksijensiz bir şekilde su altında ilerlemek mümkün değil. Ancak, manastırdan deniz kıyısına gizli çıkış yerleri olan kaçış tünelleri olabilir. Örneğin Beykoz’daki Hünkâr Kasrı’nın gizli kaçış tünelleri gibi… Şu ansa Vordonisi’yi turizme ve UNESCO Dünya Mirası listesine katabilmek için çalışmalar yapılıyor. Ayrıca ada çevresinde dalışlarda yapıldı. Dalışların amacıysa adayı UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne sokmak ve dalış turizmine açmak.


1950 yılına kadar sürgün yeriydi: KAŞIK ADASI

1950 yılına kadar sürgün yeriydi: KAŞIK ADASI

Günümüzde özel mülkiyet alanı olarak kullanılan Kaşık Adası, Marmara Denizi’nde yer alıyor. Eski adı Pita olan ada, kuş bakışı görüntüsünün kaşığa benzemesiyle şimdiki adını almış. Bölgenin iskâna açılması Osmanlı dönemine uzanır.


1950 yılına kadar sürgün yeri olarak kullanılan adanın ilk mülkiyet hakkını Danon ailesi almış. Ada, Heybeli’ye 700 metre uzaklıkta, Burgazada’nın hemen doğusunda yer alıyor. Özel mülkiyet olması nedeniyle adaya ziyaret gerçekleştirilemez. Ancak kayık veya motorlar vasıtasıyla deniz alanı kullanılabilir. Kaşık Adası’na sefer yapan herhangi bir ulaşım aracı bulunmamakta…


1974de Tuzlada satın aldı: RAHMİ KOÇ ADASI

1974’de Tuzla’da satın aldı: RAHMİ KOÇ ADASI

Denize olan tutkusuyla bilinen ünlü iş insanı Rahmi Koç’un 1974’te Tuzla’da satın aldığı adanın önceki sahibi, Fransız bir kadındı. Asıl adı İncir Adası olan adanın, Koç ailesiyle özdeşlemesi sebebiyle halk arasında Koç Adası olarak biliniyor. Rahmi Koç, burada özel misafirlerini ağırlıyor onun dışında adaya uğramıyor. Koç Adası’nı Tuzla sahilden rahatça görebilirsiniz.


Bizans zamanında taş ocağı olarak kullanıldı: TAVŞAN ADASI (BALIKÇI ADASI)

Bizans zamanında taş ocağı olarak kullanıldı: TAVŞAN ADASI (BALIKÇI ADASI)

Tavşan Adası ya da Balıkçı Adası (Yunanca, Neandros Adası) Marmara Denizi’nde yer alan Prens adalarının bir üyesi. Büyükada’nın 2 km kadar güneyinde, eni ve boyu 90 metre olan, ağaçsız, çıplak bir kara parçası. Adada hem küçüklüğü hem de çoraklığı sebebiyle yerleşim yeri yok. Bu adada tavşan çok olduğu için halk buraya ‘Tavşan Adası’ adını takmış.


Ege Denizi’deki Yunan adalarından biri olan Andros Adası’ndan göç edip, Heybeliada’ya yerleşmiş olanlar, Heybeliada’da bir koloni oluşturmuşlardı. Androslular Büyükada’nın arkasındaki bu küçük adaya kendi adalarının ismini anmak için Yeni Andros anlamına gelen Neandros demişlerdi. Bugün bu adaya Niandros, hatta Yandros da denilmekte. Haritalardaki resmi adı ise Balıkçı Adası. Tavşan Adası’nın elverişli bir plajı yok. Bizans zamanında taş ocağı olarak da kullanılmış. Adada bir adet manastır harabesi bulunuyor.


İstanbul dışında varlığından çok az kişinin haberdar olduğu adalar da var. İşte onlardan bazıları...

İstanbul dışında varlığından çok az kişinin haberdar olduğu adalar da var. İşte onlardan bazıları…


TAVŞAN ADASI

TAVŞAN ADASI

Karadeniz’in en gözde turizm rotalarından Amasra. Amasra’nın ilk adi Sesamos olarak biliniyor. 300 yıl Fenike egemenliğinde kalan kent, MÖ 9. yüzyılda İyonya egemenliğine geçti. Burada ilginç bir ada bulunuyor. Amasra’da karayla bağlantısı olmayan tek ada olan Tavşan Adası… Amasra merkezinde konumlanan Tavşan Adası’na herhangi bir köprü bulunmamakta.


Ancak eski zamanlarda yer altından yol olduğu söyleniyor. Hatta adada bulunan kiliseye (yıkılmış) papazının bu yolla gidip-geldiği tahmin edilmekte… Adanın ismi ise uzun yıllar önce yerliler tarafından adaya bırakılan tavşanların populasyonunu arttırmasıyla ortaya çıkmış.


KEFKEN ADASI

KEFKEN ADASI

Kefken’e yolunuz düşerse Kefken Adası’nı mutlaka keşfetmelisiniz. Asya kıtasının 159’uncu büyük adası olan ada Cebeci plajına yarım deniz mili mesafede… Tarih boyunca Cenevizliler, Romalılar, Bizanslılar ve Osmanlılar’a ev sahipliği yapmış olan adada tarihi kalıntılarla dikkat çekiyor.


Maliye Bakanlığı’na ait 52 dönümlük adada yalnızca Kıyı Emniyeti ve Gemi Kurtarma İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün deniz kontrol merkezi bulunmakta.


Kefken Adası’nın batısında büyükçe bir balıkçı barınağa yer alıyor. Cebeci’den Kefken Adası’na tekne ile 8-10 dakikada gidilebilmekte. Ada ayrıca amatör sualtı avcılarının uğrak yerlerinden.


KARAADA

KARAADA

Bodrum’un tam karşısında ve 4 mil uzağında yer alan Bodrum Karaada, mavi yolculuk ile günübirlik gezi teknelerinin uğrak noktalarından biri. Teknelerin yanaştıkları yerde bir mağara bulunuyor ve tekneler genelde bu mağaranın önünde demirliyorlar.


Her ne kadar adı kara olsa da, tepeleri çam ormanları ile bezeli yemyeşil bir yer Bodrum Karaada. Orta Çağ’a kadar Arkos adı ile Yunanlar tarafından yönetilen ada, daha sonra Bodrum ile birlikte Rodos Şövalyelerince alınmış. 16. Yüzyılda ise Osmanlı adayı çevresiyle birlikte almıştır. 1919 yılında uluslararası anlaşmalar gereğince İtalya’ya bırakılan ada, 1932 Türkiye-İtalya Sözleşmesi uyarınca Türkiye’ye yeniden verilmiş.


YASSICA TAKIM ADALARI

YASSICA TAKIM ADALARI

Küçüklü büyüklü, birbirinden güzel onlarca adasıyla adeta adalar cenneti olan Fethiye körfezinde, Göcek’e yakın 12 adalardan oluşan Yassıca Takım adaları hem günübirlik gezmek isteyen turistler hem de mavi tura çıkan denizcilerin uğrak yeri.


Göcek’ten açıldıktan sonra sırayla Göcek Adası, Yassıca Adaları, Zeytin Adası, Tersane Adası ve Domuz Adası adında beş ada bulunuyor. Yassıca Adaları en büyüğü… İçinde küçük bir gölet olan birkaç küçük adadan oluşmakta… Ada yürüyüş yapmak için çok uygun.


GİRESUN ADASI

GİRESUN ADASI

Doğu Karadeniz’in üzerinde insanların yaşayabildiği tek adası olan Giresun Adası, mitolojik hikâyeleri ve içerisindeki tarihi kalıntılarıyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Amazon kadınlarının yaşadığı ve Herkül’ün altın postu aramak için adaya geldiği gibi mitolojik hikâyeleriyle ön plana çıkan Giresun Adası’nı ziyaret edenler, sunulan gösterilerle adeta zamanda yolculuğa çıkıyor.


Adaya tur düzenleyen özel işletme tarafından temsili Herkül ve Amazon kadınının gösterilerinin yanı sıra talep olması halinde Yunanlı gemiciler Argonotlar ile Saka Türkleri’nin karşılaşması canlandırılıyor. Bir süredir arkeolojik kazı çalışmaları yapılan adada tarihi kalıntılar da ziyaretçilere gezdiriliyor. Ziyaretçiler Bizans mezarları, tarihi surlar, manastır harabesi, şapel gibi kalıntıları görme şansı elde ediyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*