İstanbul’da renklerin canlandığı mevsim… 5 noktada doğayla baş başa

Oldukça yoğun ve alışılmışın dışında bir bahar geçirdik, evlerimizden çıkmadan ve doğanın uyanışına şahit olamadan… Sonra üzerimize yaz rehaveti çöktü. Eksik kalanları tamamlayalım, biraz da nefes alalım derken yine geldi sonbahar. Tatiller bitti, kış hazırlıkları başladı. Böyle anlatınca bu mevsim size biraz karamsar geldiyse, sonbahara başka bir gözle bakalım bu sene.

Sonbahar, ruhu ve bedeni serbest bırakmaktır

Sonbaharda bitişleri hatırlarız ama aslında yeni başlangıçlar vardır hep. Doğanın kanunu, döngüsü belki de en canlı sonbaharda hatırlatır kendini. Sonbahar serbest bırakmaktır bedenini ve ruhunu. Yükleri atıp tazelenmektir. Yeniden başlamak için bir döngüyü kapatmaktır. Vedalar zor gelse de siz de bugünleri fırsat bilin ve kendinize bir iyilik yapın. Sonbaharin tadını doğada tazelenerek çıkarın.
Bu iyilik için de Zeynep Şahin Tutuk ile birlikte yazdığımız ve karantina günlerinden hemen önce basılan ‘Kanatlarımda İstanbul’ kitabına göz atın.

Bir kuşun kanadında güzel bir İstanbul masalı
Bu kitapta Halit Bilen’in muhteşem kareleriyle bir kuşun kanadında yola çıktığımız güzel bir İstanbul masalı sunduk. Çok kısa sürede 9 baskı yapınca İngilizcesi olan ‘Istanbul A Bird’s Eye View’ ve Almancası ‘Beflügelndes Istanbul’u da yabancı misafirler için çıkardık.
Kitapta da anlattığımız gibi İstanbul, yakın rotalarıyla şehrin temposundan kaçma fırsatı veriyor. Sizinle favorilerimi paylaşıyorum, sonbaharın renkleri ve hafif esintileri eşliğinde ruhunuz dinlensin.

Zamanı durduran Büyükada
Sonbaharda Prens Adaları’nın hepsi güzel. Yolculuğu da ayrı keyiftir, deniz havası işler ciğerlerinize ve sizi zamandan koparıp adaya bırakıverir. Büyükada’nın bendeki yeri hep ayrıdır; ‘I. Ulusal Mimari’ tarzında inşa edilmiş iskele binası karşılar gelenleri. Sadece 4.3 kilometre uzunluğunda ve 1.3 kilometre genişliğindeki adayı ister yürüyerek ister bisikletle dolaşabilirsiniz. Yol boyunca gördüğünüz köşklere hayran olmamak mümkün değil. Sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin en güzel caddelerinden biri olan Çankaya Caddesi’nde 19 ve 20’nci yüzyıllarda yapılmış, çoğu bakımlı bahçelerde yer alan evler sıralanıyor. Con Paşa Köşkü, Fabiato Köşkü, gözetleme kuleli ve kırmızı tuğlalı Mizzi Köşkü en güzel yapılar arasında. Yelkencizade Köşkü, Avrupai tarzıyla ilgi çekiyor. Adalar Kaymakamlığı ise bir zamanlar Hacopulo Köşkü olan binada. Buraya kadar gelmişken, Dilburnu Tabiat Parkı’nı geçince biraz zahmete katlanıp Yüce Tepe’deki Aya Yorgi Koudonas Manastırı’nı da ziyaret edin. Manzaraya hayran olacaksınız.

İstanbul’da renklerin canlandığı mevsim... 5 noktada doğayla baş başa

Büyük şehrin arka bahçesi Polonezköy
Polonezköy her mevsim davetkâr ama kesinlikle sonbahar rotalarının olmazsa olmazı. Burada piknik konseptiyle hazırlanmış tesislerinde aile boyu vakit geçirebilir, yerel tatlılarıyla keyfinizi arttırabilirsiniz. Günübirlik yetmez derseniz, butik otel alternatifleri de var. Polonezköy’e gitmişken 1. Dünya Savaşı sırasında askeri karargâh olarak kullanılan ve 1918’de restore edilerek tekrar ibadete açılan Meryem Ana Kilisesi’ne uğrayın. Dönemin tipik Polonya köy evi mimarisinde yapılmış Zofia Rizi Anı Evi’nin bahçesinde Polonezköy’ün göçlerle yazılmış geçmişine selam çakın.

Bol oksijen için Atatürk Arboretumu
Özellikle hafta içi bir fırsat yaratın ve bugünlerde Atatürk Arboretumu’na mutlaka yolunuzu düşürün. Burası seyahatten ve iş koşturmacasından ne zaman fırsat bulsam biraz soluklanmak ve kendimle baş başa kalmak için gitmeyi en sevdiğim yerlerden. Gölet kenarında kuğuları seyretmek ayrı, ağaçların arasına dalıp sadece kuşların sesini duyarak yürüyüş yapmak ayrı güzel. Arboretumda iki gölet, iki binden fazla bitki türü ve binlerce ağaç var. Künyelerinden bilgilerini de görebiliyorsunuz. Çocuklara doğa sevgisini aşılamak için gidilecek yerlerin başında geliyor. Girişi ücretli. Yanı başındaki Belgrad Ormanı da nefis bir sonbahar seçeneği. Ormanın belirli alanlarında piknik yapılabiliyor. İsterseniz içindeki kafelerden de yararlanabilirsiniz.

İstanbul’da renklerin canlandığı mevsim... 5 noktada doğayla baş başa

Denizin kucağında Şile
Karadeniz kıyısında 60 kilometrelik, merkezde 10 kilometrelik sahiliyle gözünüz ve ruhunuz doyacak denize. Bizans döneminde inşa edilen ve Osmanlılar tarafından yeniden yapılan bir de kalesi var. Sonbaharın rengarenk izlerini takip etmek için rotanıza Onbir Göller Vadisi, Değirmençayı Şelalesi ve Kumbaba Tepesi’ni alın. Şile’nin en popüler noktası olan meşhur deniz fenerini de unutmayın. Ülkemizin en büyük, dünyanınsa çalışır durumdaki ikinci büyük feneri kabul ediliyor. 1859’da yapılmış. Fenere yürüme mesafesindeki Ağlayankaya’yı da görün. Adını taşlar arasından çıkan suların akan gözyaşına benzemesinden almış. Çarşısına uğramadan da dönmemek gerek. Yüzde yüz pamuklu, şilebezinden yapılma bol çeşidi başka yerde görmeniz mümkün değil.

İstanbul’da renklerin canlandığı mevsim... 5 noktada doğayla baş başa

Bir nehir masalı Ağva
Şehir insanını şımartmak için gereken her şey Ağva’da var. Bir yanını Karadeniz, diğer yanını usulca süzülüp giden Göksu ve Yeşilçay nehirleri sarıyor. Arasında da birbirinden şık butik oteller, bolca yeşil ve kuş sesi var. Sonbaharın tatlı serinliği eşliğinde özellikle sabah saatlerinde nehrin tadını çıkarmak veya küçük kumsalda dalga sesleriyle yürüyüş yapmak mümkün. Resmi adı Yeşilçay olsa da Latince ‘su’ anlamındaki ‘aqua’ kelimesinden geldiği düşünülen ismi yerleşmiş dilimize. Bence çok da yakışmış. Yöredeki çağlayanları ve bir zamanlar Romalılardan kaçan Hıristiyanların saklandığı mağaraları gezebilirsiniz. Aklınızda olsun; Ağva’ya 5 kilometre mesafedeki Kilimli Koyu’nda doğal kaya oluşumları, özellikle küçük bir koy olan Gelinkaya ilgi çekici.

İstanbul’da renklerin canlandığı mevsim... 5 noktada doğayla baş başa

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir