Sevgiyi ararken en çok yaptığımız hata

Sevgiyi yaşamamıza neden olan şey nedir?

Sevgiyi, eşinden ya da diğer insanlardan ara sıra görmesi dışında bu duyguyu hissedemeyen bir kadın hissettiklerini şu şekilde ifade ediyor:

“Kocam için sevgi hissedemiyor gibiyim. Çocuk sahibi olmak istiyorum ancak onlar için de sevgi duymayabileceğimden endişeleniyorum. Kalbimdeki bu sıcak hissi yalnızca başka biri beni sevdiğinde hissediyorum. Ancak bunu kendi başıma, kocam için bile hissetmiyorum. Onu sevdiğimi biliyorum ancak hissedemiyorum. Benim neyim var?”

Pek çok insan bu sorunun farklı versiyonlarını yaşıyor: Sevgi olarak adlandırdığımız, partnere delicesine ve sırılsıklam aşık olmak ve ondan da karşılığında şefkat görmek ile ilişkilendirdikleri o sıcak duyguyu arıyorlar. Ancak bu sevgiye benzemiyor ya da öyle hissettirmiyor. Hatta arzuladığımız gerçek aşkı deneyimlemenin önüne geçen bir engel olabiliyor.

Yanlış anlaşılan sevgi

Yukarıda bahsettiğim kadının yaşadığı sorunun merkezinde sevginin nereden geldiğine dair bir yanlış anlama yer alıyor.

Kişi, ebeveynlerden ya da başkalarından sevgi görme konusunda kontrol sahibi olmaya çalışırken çok şey öğrenebilir ve bunları partneri üzerinde de uygulayabilir. Kişinin uyguladığı davranışlar arasında partnerini bırakmak, ona kızmak ve partnerinin yapmasını istemediği bir şeyi yapması durumunda geri çekilmek gibi şeyler görülebilir.

Başkalarından sürekli olarak sevgi görmeye çalışmak ve sevgiyi asla paylaşamamak sorunları birbirlerine bağlı şeyler.

Niyetiniz, birinden sevgi görmek konusunda kontrol sahibi olmaya çalışmaksa kalbiniz, sevginin armağanını almaya kapalıdır. Bu olmadan paylaşacak sevgimiz olmaz.

Sevgiyi yaratmıyoruz, ona açık hale geliyoruz

İranlı şair Hafız şöyle diyor: “Biz, Sevgi değiliz. Biz, Tanrı’nın Sevgisinin içinden aktığı bir flütteki delikleriz.”

Yukarıdaki cümlelerde yer alan dini referansları bir kenara bırakırsak, sevgiye bu şekilde bakmakta büyük bir bilgelik var. Sevgi, hiçlikten ortaya çıkmaz. Bunun yerine sevgi, kendimizi ona açabileceğimiz ya da kapatabileceğimiz bir şeydir.

Sevgiyi paylaşmak hayattaki en muhteşem deneyim olsa da niyetiniz, diğerlerinden sevgi görmek için onları kontrol etmekse paylaşmak için sevginiz yok demektir. Başkalarının sevgisini kontrol etmeye çalışmamanın tek yolu kendinizi sevmenizle mümkündür. Başkalarından almaya çalıştığınız ilgi, özen ve saygıyı kendinize vererek ve sevgi dolu eylemlerde bulunarak iyiliğinizi destekleyebilirsiniz.

Kendinizi sevmenin bencil olduğu fikrinin aksine kendinizi sevmek öz-sorumluluğunuzdur. Kendinizi sevmek, kalbinizi sevgiyi -kendi içsel sevgi kaynağınıza bağlı olduğunuzda gördüğünüz sevgi türü- almak için açar ve bu sayede sürekli sevgi görmeye çalışmak yerine sevgiyi paylaşabilirsiniz.

Kendinizi, aşka açmayı öğrenin

Kalbiniz, niyetinizin sonucu olarak kendiliğinden açılır ya da kapanır. Kendinizi nasıl seveceğinizi bilinçli olarak öğrenmeyi seçtiğinizde kalbiniz, içinizden gelen sevgiyle kendiliğinden açılır ve bu sayede sevginizi başkalarıyla paylaşabilirsiniz.

Niyetinizi, başkalarını kontrol etmekten kendinizi sevmeye yönlendirdiğiniz zaman, partneriniz ve diğer insanlar için kalbinizde duyduğunuz sıcak sevgiyi deneyimleyebilirsiniz.

Başkalarını kontrol etme alışkanlığınız varsa niyetinizin bilincine varmak için pratik yapmanız gerekebilir. Duygularınızla birlikte bedeninizde o anda kalmayı öğrendiğinizde, kendinizi terk ettiğiniz zamanlarda (kendinizi yargıladığınızda, duygularınızı yok saydığınızda ve sonrasında diğer insanlardan sevgi görmeye çalıştığınızda) huzursuz, yalnız ve içinizin boş olduğunu fark edebilirsiniz. Ancak kendinizi sevdiğiniz zaman mutlu, güvende ve sevdiklerinizle paylaşabileceğiniz türden bir sevgi ile dolu olduğunuzu hissedebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir